Parasını alamayan travesti otomobili çaldı

Adana’da bir travesti, birlikte olduğu kişi anlaştığı parayı vermeyince aracını çaldığı iddiasıyla gözaltına alındı.

Edinilen bilgiye göre, Seyhan ilçesi Ziyapaşa Caddesi üzerinde bekleyen Harun D. (19), yanına gelen H.F.T. ile para karşılığında birlikte olmak için anlaştı. Harun D., H.F.T. ile birlikte Adnan Menderes Bulvarı’na giderek otomobilin içinde birlikte oldu. Daha sonra arabanın içinde bir süre sohbet eden Harun D. ile H.F.T. arasında para yüzünden tartışma çıktı. Bunun üzerine H.F.T.,

Travesti 

Harun D.’ye anlaştıkları parayı vermedi. Bu duruma sinirlenen Harun D., H.F.T. otomobilden indiği sırada sürücü koltuğuna geçerek aracı çaldı. H.F.T.’nin ihbarı üzerine bölgeyi çembere alan Hırsızlık Büro Amirliği ve resmi ekipler, Harun D.’yi saat 04.00 sıralarında Yeşilyurt Mahallesi’nde yakaladı. Şüpheli ve müşteki, Fatih Polis Merkezi’ne götürüldü. Müşteki H.F.T., araçta sohbet ettikleri sırada Harun D.’nin otomobilini çaldığını söyledi. Harun D. ise parasını alamadığı için otomobili çaldığını belirtti.

Travesti oğluma yıllar sonra kızım diyeceğim

Manisa’da eşinden boşanan 3 çocuk annesi E.B., yıllardır ‘Oğlum’ dediği en büyük çocuğuna önceleri kabullenemese de şimdi ‘Kızım’ demeye hazırlanıyor. İstanbul’da turizm ve otelcilik eğitimi gören ve 16 yaşındayken “Erkeklere ilgim var, kendimi kadın hissediyorum” diyen 20 yaşındaki E.C., hormon tedavisi görüyor ve yakında cinsiyet değiştirmek için bıçak altına travesti yatacak.

Her şey 2010 yılında aile Mersin’de otururken başladı. Ailenin büyük çocuğu E.B. lisede okurken cinsiyet değiştirmeye karar verdi. Olayı kabullenememe, şehir şehir dolaşma ve yaşama tutunmak için büyük fedakarlıkla geçen zor dönemi anne E.B. şöyle anlattı:

“Lise 2′nci sınıf öğrencisiyken oğlum, ‘Erkeklere ilgi duyuyorum. Kendimi kadın olarak hissediyorum’ itirafında bulundu. Bu durumu hissediyordum ama konduramıyordum. Şoke oldum. ‘Hevestir, geçer’, ‘Doktora gidelim’ dedim. Bana, ‘Ben, böyleyim. İçin rahat edecekse doktora gidelim’ diye yanıt verdi. Doktora gittik. Doktor çocuğumun bu şekilde kimliğini kabul ettiğini ve kaybetmek istemiyorsam yanında olmam gerektiğini söyledi.”

“Öğrendiğimde ölsün istedim”

Oğlunun bu itirafından sonra onunla ilgili tüm hayallerinin yerle bir olduğunu anlatan E.B., “Niye bunlar benim başıma geldi?” diye düşündüğünü ifade ederek şöyle devam etti:

“Böyle hikayeleri hiç bilmiyordum. Eşcinseli biliyordum. Hepsini aynı zannediyordum. Ama öyle değilmiş. ‘Tacize mi, tecavüze mi uğradın?’ diye sordum. Öyle bir şey yaşamadığını, hissiyatının bu olduğunu söyledi. ‘Allah’ım canını al oğlumu öyle görmeyeyim’ dedim. ‘Ölsün, en azından yerini mezarını bilirim’ dedim. Ama zaman içinde kabullenmek zorunda istanbul travestileri kalıyorsun.”

“Çocuğumdan vazgeçemedim”

E.B., aile yaşantısının bu olaydan sonra tamamen değiştiğini, oğlunun travesti cinsiyet değiştirmesinden eşini suçladığına dikkati çekerken, “Ondan nefret ediyordum. Onun yüzünden böyle olduğunu düşündüm. Çocuklarına karşı hiçbir sevgisi yoktu. Bunu öğrendi. Şoke oldu, sustu. Hep, susacak sandım. Ancak, sonraki zamanlarda hep, ‘Bırak gitsin’ dedi. Kardeşlerine kötü örnek olduğunu ondan kurtulmamız gerektiğini söyledi. Ama çocuğumdan vazgeçmedim” dedi.

Şehir şehir gezdi

Olayın duyulmasının ardından yaşadıkları çocuklarıyla Ankara’ya taşınmak zorunda kaldığını belirten E.B., şöyle devam etti:

“Burada çocuğunu kabullenmeyen eşimden boşandım. Kendi ayaklarım üstümde durabilmek için bir işyerinde sekreter olarak çalışmaya başladım. Ancak, büyükşehirde yapamayıp, Manisa’ya taşındık. Hep bir kaçış halinde yaşadık. Ayaklarım üstünde durmak için işe başladım. Şimdi evimde ufak tefek ürünler yaparak geçimimizi sağlıyorum.”

“Esmer karayağız delikanlıdan esmer güzeline”

İstanbul’da turizm ve otelcilik eğitim-öğretimi gören çocuğunu her haliyle sevdiğini dile getiren E.B., “Esmer kara yağız yakışıklı bir erkekti” dediği oğlu için “Şimdi, benim esmer güzeli kızım oldu” diye konuştu.

Kendisi gibi çaresiz insanlara yardım edecek hiçbir resmi kurumun olmadığını öne süren anne E.B., kendisi durumundakilerin kaderine terk edilip, cüzzamlı gibi davranıldığından yakındı. E.B., şunları söyledi:

“Biz de böyle olsun istemezdik. Ama bunları yaşıyoruz. Benzer durumu yaşayan ailelerden vip blog travesti çocuklarına sahip çıkmalarını istiyorum. Her gün 3 defa onu arıyorum. Çünkü korkuyorum. Okulunu bitirmesini, ayaklarının üstünde durup düzeyli bir şekilde hayatını yaşamasını istiyorum. Hiçbir zaman çocuklarından utanmasınlar. Aileleri tarafından dışlandıkları için sahipsizlik hissediyorlar ve her türlü kötü yola gidiyorlar. Aileler, buna izin vermesin.”

E.B., kendisinin Manisa’da kurulan ve toplumdaki dışlanmış kişilere yardım etmek için seferberlik başlatan ‘Yeniden Bir Yaşam Derneği’nin verdiği psikolojik desteği ve yaptığı el işleri sayesinde çaresizlikten kurtulup, yaşama daha güçlü bağlandığını belirtti.

Travestilerde Zeka ve Kişilik

Zeka hakkında kesin bir tanım yapılamamıştır. Çeşitli araştırmacılar şu şekilde tanımlar ortaya sunmuştur:
1- Zeka soyut düşünebilme yeteneğidir.
2- Yeni problemleri çözme yeteneğidir.
3- Çevreye ve yeni durumlara uyum sağlama yeteneğidir.
4- Öğrenebilme yeteneğidir.
5- Yaratıcı düşünebilme yeteneğidir.
Zeka bebeklerde gizli bir güç olarak bulunur. Zeka ilk olarak 1,5 – 2 yaşında ölçülmeye başlanır. 10 – 12 yaşlarında hızla gelişir ve 20 yaşından sonra yavaşlar.
Travesti Zekasında Kalıtımın Etkisi :
Zekanın belirleyicisi olarak kalıtımı savunanlar, zekanın genler yoluyla anne babadan geçtiğini söylerler. Birey nasıl ki göz rengine ya da saç rengine müdahale edemiyorsa zeka seviyesine de herhangi bir katkısı yoktur. Annenin hamilelik esnasında bazı sorunlar yaşaması çocuğa etki eder fakat bu kalıtsal değildir. Çocuğun anne – babanın zea seviyesi arasında büyük bir kolerasyon vardır.
Travesti Zekasında Çevrenin Etkisi :
Bireyin doğum esnasının dışında olan her şey onun çevresini oluşturur. Yani doğum öncesi çevreyle doğum sonrası çevre bireyin zekasında önemlidir. Bu çevre özellikleri bireyin beden ve karakter özelliklerini de etkiler.
Travesti Zekasında Hem Kalıtımın Hem Çevrenin Etkisi :
Bunu savunan araştırmacılar ise zeka üzerinde hem kalıtımın hem de çevrenin etkisi olduğunu söylerler.
Sonuç : Araştırma sonuçları kalıtımın zeka üzerinde daha etkili olduğunu gösterir, yüzdeliklerin 75′i kalıtıma aittir. %21′i çevreye ve %4′ü de istisna durumlardır. Bize göre travesti zekası hem çevre hem de kalıtımın etkisi altındadır.

Ankaralı bir travesti den mektup

Arkadaşlar bugün bir mektup aldık, bu mektubu bize çok sevdiği birinden ayrılmak zorunda kalan ve hayattaki bu ayrımcılığa lanet eden bir travesti arkadaşımız göndermiş. Şimdi yolladığı mektubu sizinle paylaşacağız ve yorumu sizin taktirinize bırakacağız.

Merhaba ben travesti Ankara. Yaklaşık iki yıl önce bir gece barda tanıştığım ve o gece takılıp sonra ayrlırım dediğim çocukla son bir haftaya kadar hala sevgiliyim. Ben asla bir mekanda tanıştığım kişiyle sevgili olabileceğimi düşünmezdim çünkü gece bar da club de tanışılan kişiler genelde tek gecelik düşünen insanlar olurlar.. En azından ben böyle düşünen bir kişiliğe sahibim. O gece de böyle düşünüyordum sonra çocukal bana gittik ve ben onunla ilişki yaşamayı düşünürken o benimle sohbet etmeyi seçti,, Beni dinledi, benimle konuştu ve hep gönlümün en ince yönlerine dokundu. Sabaha kadar sohbet ettik ve diğer gün ne o gidebildi ne de ben onu gönderebildim taki 3 gün sonrasına kadar ve inanır mısınız o üç günde ilişki yaşamadık..Kendimi çocukluk aşklarında gibi hissetmiştim bir an elini bile tutmaya çekinir olmuştum…

Sonra bu çoocukla bi şekilde sevgili olduk ve bu ilişkimiz dile kolay iki sene sürdü.. Aslına bakarsanız çok güzel bir ilişkiydi ama benim travesti olmam onun da ailesinin buna karşı çıkması bizim sonumuz oldu.. Evet sevgilim geçen hafta ailesiyle ilişkimizi konuştu, beklediği tepki olumluydu ama hiç beklemediği bir tepki aldı.. Bana ailesini silip benimle olacağını söyledi ama ben onu o kadar sevdim ki buna izin vermedim ve beş gün önce ayrıldık… Hayatımda bu kadar sevdiğim birinden arılmak ölüm gibi geliyor şu anda bana ama sanırım birgün alışacağım en azından alışmak zorundayım… Ama bu ayrımcılık bir gün bitecek en azından biteceğini umuyorum ve keşke ben o zaman yaşayabilseydim…

Travesti olimpiyatlar öncesi ayrımcılık uyarısı

Rusya’nın Soçi kentide yarın resmi açılışı yapılacak 22. Kış Olimpiyat Oyunları öncesi en çok tartışılan konulardan biri Moskova’nın çıkardığı eşcinsellik propagandasını yasaklayan yasa oldu.

Bileşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-mun açılış töreni için kente giderken, yaptığı konuşmada bu konuya dikkat travesti çekerek ayrımcılığa karşı durulması gerektiğini belirtti.

Ban, “Hepimiz lezbiyenlere, eşcinsellere, biseksüellere, travesti veya transseksüellere karşı gerçekleştirilen saldırılara karşı sesimizi istanbul travestileri yükseltmeliyiz. Onlara karşı yapılan tutuklamalara, hapis cezalarına ve ayrımcılığa karşı durmalıyız.” şeklinde konuştu.

Öte yandan içlerinde Orhan Pamuk ve Elif Şafak’ın da bulunduğu dünyanın 30 ülkesinden tanınmış 200 yazar, İngiliz Guardian gazetesinde Vladimir Putin’e açık bir mektup yayımlayarak, yürürlüğe giren eşcinsellik ve hakaret ankara travestileri yasalarını “ifade özgürlüğü“nü tehdit ettiği gerekçesiyle protesto etti.

Alıntıdır.

Travesti olimpiyatlar öncesi ayrımcılık uyarısı ile Benzer Yazılar:

istanbul travestileri Philip Seymour Hoffman Kimdir ?

Hollywood’da gerçekleşen erken vefatların arasına Oscar’lı oyuncu Philip Seymour Hoffman da eklendi. Gençken uyuşturucu ve alkol tedavisi gören isim, evinde aşırı dozda uyuşturucudan ölü bulundu. Böylece düşler ülkesinde bu gibi kafa karıştıran vefatların (en son Heath Ledger’ı hatırlıyoruz) arkasındaki sır perdesini aralamak, sebeplerini istanbul travestileri araştırmak şart hale geldi. Hoffman, hiç şüphe yok ki öbür dünyaya giderken geriye duygusal dönüşüm gerektiren rollerde orijinal mizacının katkısıyla da zirve yapan doyumsuz ve ayrıksı bir anti-kahraman kimliği bıraktı. İlerleyen dönemde de bu açıdan unutulmaz hale gelecek.

Pazar günü 46 yaşında hayata gözlerini yuman c, başlı başına bir sahne kimliği yaratmıştı. 20 yıllık kariyerine en az etkilendiğini söylediği oyuncular Paul Newman ve Daniel Day-Lewis kadar üst düzey bir performans yetkinliği sıkıştırmıştı. Beyaz tende ilginç duran sarı saçları, şekilden şekle giren ruh hali ve kaos/depresyon salgılayan mimiklerinin katkısıyla anti-kahraman tiplemeleriyle herkesin gözünde bir ‘kalıcı figür’ haline geldi. Oyuncunun vefatı rollerine bakınca ‘Hoffman’ın oynayacağı yeni bir filmden mi bu senaryo?’ gibi bir soruya yol açtığına göre, kendi sahne kimliğini hiçbir sekmeye uğramadan tüm gerçekliğiyle kabul ettirdiği idrak travesti edilebilir.

SIRA DIŞI ROLLERİN HIRPALAYICI, HIRSLI VE SAHİCİ İSMİ

Aslında Hollywood tarihinin yapraklarını karıştırdığımızda aşırı uyuşturucu kullanımından ölen oyuncuların sayısı çok da az değildir. Hoffman da 22 yaşındayken alkol ve uyuşturucu bağımlılığı için tedaviye girdikten 24 sene sonra Mayıs 2013’te 10 günlük bir tedavi ankara travestileri daha almıştı. Bunu izleyen aylarda ise oyuncunun bir anda ‘aşırı doz’ sebebiyle öldüğünü öğrenmek bir hayli hüzünlü. Kısa zaman aralıklarla Peter O’Toole, Joan Fontaine gibi zamanı gelen, James Gandolfini ve Paul Walker gibi şok Hollywood ünlüsü vefatları yaşandı. Ancak sanki Hollywood çarkının içinde James Dean, Judy Garland, James Belushi, Marilyn Monroe, River Phoenix, Brad Renfro ve en son Heath Ledger gibi aynı sebeple hayatını yitirenlerle aynı katmanda anılacak bu olay.

Robert Downey Jr. gibi uyuşturucu bağımlılığı sebebiyle tedavi gördükten sonra yükselişe geçen bir oyuncunun paralelinde ‘başarı hikayesi’ ve ‘başarısızlık hikayesi’ tanımlarını açığa çıkaracak. Hoffman aslında genelde sıra dışı rollerin, kötücül, tedirgin edici, hırslı, hırpalayıcı ve sahici ismiydi. Travesti, alkolik, benzin bağımlısı, soyguncu, kumar bağımlısı, limuzin şoförü, CIA ajanı, cinsel tacizle suçlanan rahip, kemancı, yazar, beyzbol koçu, tiyatro yönetmeni, dini tarikat lideri gibi zor karakterlerden kalıcı bir karakter sergisi yarattı. Aldığı dört Oscar adaylığından birini ödülle taçlandırdı. Tiyatro sahnesindeki işleriyle ise üç Tony adaylığına ulaştı. “Capote”deki (2005) Truman Capote rolünün zalimliği, araştırmacı kimliği ve soğukkanlılığıyla “In Cold Blood”un (1967) merakla beklenen sırlarını aralaması ona o sene 10 üzeri önemli ödül  travestiler getirmişti.

Oyuncu genelde oyuncu yönetimine alan açan yönetmenlerle çalıştı. ‘Görevimiz Tehlike’ (‘Mission: Impossible’) ve ‘Açlık Oyunları’ (‘The Hunger Games) birer bölümünde gördüğümüz kötü adam performanslarından ziyade bunlarla, bağımsız sinema örneklerindeki yaklaşımıyla anıldı. Paul Thomas Anderson’la beş kez çalışırken, Todd Solondz, Coen Kardeşler, Cameron Crowe, David Mamet, Spike Lee, Sidney Lumet, Richard Curtis, Mike Nichols, Robert Benton ve yenilerden Bennett Miller onun bursa travestileri özgeçmişinde karşımıza çıkan isimlerden bazıları.

1991’de mesleğe giren oyuncu, “Kadın Kokusu”na (“Scent of a Woman”, 1992) amatör olarak dahil edildiği günleri unutamadığını söylüyor. Ancak daha ziyade Schumacher’in onu kılığına soktuğu travesti tiplemesiyle (“Flawless”), Todd Luiso’dan gelen benzin bağımlısı çaresiz karakteriyle (“Liza’dan Sevgilerle”), kumar alışkanlığına depresif yorumuyla (“Kumar Tutkusu”), Scientology esintili dini tarikat lideri tipiyle (“The Master”), tiyatro yönetmenini canlandırıp kişiselleşmesiyle (“Synecdoche, New York”) ve elbette Todd Solondz’un “Mutluluk”undaki kendini orgazm olarak tatmin eden sıradan adamla (“Mutluluk”) hatırlanacak.

HOLLYWOOD’UN GİZEMLİ VEFATLARI BİLMEZ

Zira bunlardan sonuncusu oyuncunun hem entelektüel, hem yetenekli bir isim olarak çıkışını perçinlemişti. Büyük oranda da üst-orta sınıf Amerikan ailesinin içinde olup bitenin fotoğrafını çekmişti. Hoffman, tiyatro oyunu oyunculuğu ve yönetmenliği yapmasının yanı sıra 1989’da New York Üniversitesi’nin ünlü okulu Tisch School of Arts’ın ‘Drama’ bölümünden mezun olmasıyla dikkat çekti. “Jack’in Kayık Gezintisi” (“Jack Goes Boating”, 2010) oyuncu-yönetmenliğe geçiş yapıp başarı sağlamasıyla da belki gözü arkada izmir travestileri gitmedi.

Oyuncu, esasen ödülleriyle ve akılda kalan tiplemeleriyle bir rol modele dönüştü. Kariyer planlamasını ana veya yan rol umursamaksızın tepeden tırnağa oturtulacak mizaca ve projenin, ekibin kalitesine göre yaptı. Aynen 28 yaşında aramızdan ayrılan Heath Ledger gibi şoke eden şan-şöhret dünyası ölülerinin arasında anılacak. Natalie Wood, Marilyn Monroe, Bob Crane, Tony Scott gibi düşler ülkesinin hala çözülemeyen gizemli ölümlerinden biri değil onunkisi. Ama araba kazaları, ölümcül hastalıklar, uyuşturucuyu fazla kaçırılanlar, vurularak öldürülenler ve sette hayatını kaybedenler arasında bir konumu var. Elbette Hollywood’da, yıllar geçtikçe sektörün daha da yüksek miktarda bir para döndürmeye başlaması, bunun getirdiği ruhsal/psikolojik sıkıntılar ve daha fazlasıyla öne çıkarılacak. Bu noktada Hoffman’ın “A Most Wanted Man” ve “God’s Pocket”ın Sundance Film Festivali’ndeki prömiyerlerine katıldıktan travesti siteleri sonra aramızdan ayrılması bir ‘not’ olarak anılacak.

Travesti kadın doğulmaz kadın olunur

Ela çarşamba günü 16 yaşına kadar yaşadıklarını anlattı.
Çoğu şahane, bir kısmı kırıcı yüzlerce mail, yorum, mesaj geldi.
Bu doğal.
Böyle böyle, küçük adımlarla kırılır önyargılar.
Sıra +16’da…
Yani şimdi, bedenindeki erkeği öldürerek Ela’yı nasıl doğurduğunu ve 16 yaşında bir trans bebek sahibi olan annesiyle birlikte Ela’yı nasıl büyüttüklerini anlatacak.

“Kadın doğulmaz, kadın olunur” der Simone de Beauvoir.
Ela, kadın doğmadı ama kadın olarak ölecek.
Onun hayatı, Beauvoir’ın fikirlerinin kanıtı oldu.
Diğer translarınki gibi… 

16 yaşına geldik. Sen “ben bir kadınım” cümlesini yüksek sesle söyleme gücünü kendinde buldun. Bunu ilk kime söyledin? 

Samsun’da kağıda o cümleleri yazdıktan sonra İstanbul’a döndüm. O dönem anoreksiktim. Yeme bozukluğum vardı. Yersem erkeksi bir vücudum olacak tedirginliğiyle yemek yemiyordum. O vücudu beslemek travetiler istemiyordum. İntihar etmeye çalışıyordum aslında bilinçsizce fakat ölmek istemiyordum. Anneme “Bir psikoloğa gidelim mi lütfen” dedim.

İlk psikoloğuna mı söyledin?

Evet ama gittiğimiz psikolog homofobik, transfobik çıktı. İlk ben girdim odaya. Kadına kağıdı verdim, okumaya başladı. Tir tir titriyor ve ağlıyordum. Pandora’nın kutusu açılmış gibiydi. Sanki bütün kötülükler içimden çıktı, bir tek umut kaldı  travesti geriye.

İlk cümlesi ne oldu?

Psikolog bana döndü ve “Sence bunu annene söylemeli miyiz? Annen sert bir kadına benziyor” dedi. Annemi çağırdı, mektubu verdi. Annem okudu, bembeyaz kesildi. Suratına bakınca, beni ya reddederse ya istemezse diye endişeye kapıldım.  Psikoloğun ağzından tek cümle ankara travestileri çıktı, “Bence erkek olarak kal.”

“BABA SEN OĞLUNU ÇOK SEVERDİN, BENİ ÇOK SEVEMEDİN GALİBA”

Annen ne dedi?

Hiç konuşmadı ama ben rahatlamış hissediyordum. Çıktık ve Nişantaşı’nda yürüdük. Eve gidince annem, “Önce okulunu bitir, mesleğine eline al sonra cinsiyetini İstanbul travestileri değiştirirsin” dedi. Ama bu kariyer yapmak gibi bir şey değil ki… “Benim hissettiğim bu anne. Ben bir kız olarak, Ela olarak, kendi hissettiğim kimliğimle yaşamak istiyorum” dedim. Her şeyi anlattım, annem çaktırmadan ağladı. Şizofren olduğumu, akıl hastası olduğumu düşündü ve konuyu kapattı.

Ne demek “kapattı”?

Evde hayat normal seyrinde gitti, hiç konuşmamışız gibi… Sonra psikolog psikolog gezmeye başladık. Kafama elektrotlar takıp beynimi erkeğe dönüştüreceğini iddia eden bir psikolog yüzünden kredi kartları bloke olana kadar bu devam travesti siteleri etti.

Taktın mı elektrotları? Sen istedin mi erkek olmayı?

Taktım. “Tamam” dedim. Değiştirsin beni bakalım, ben de istemezdim böyle olmak diye düşündüm. Aradan bir buçuk ay geçti. 15 bin lira kredi kartı borcu travesti geldi.

Bu arada baban öğrendi mi?

Babam da annemden öğrenip bana çok soğuk davrandı. Samsun’daydı.

İkili konuşmanız ne zaman oldu?

İnanın o kısmını hatırlamıyorum. Babam tuhaf bir adamdır. Duygularını çok açmaz, irdelemez. Fakat biz, “Benim Çocuğum” filmi için Samsun’a gittiğimizde ben bir konuşma yaptım babamla: “Baba sen oğlunu çok severdin, beni çok sevemedin galiba” dedim. Tuvalete giderken kadınlar tuvaletinin kapısını açtı bana travesti istanbul ama bu konuda konuşmadı.

Tamam, kredi kartı borcuna dönelim…

O doktoru bıraktık, Caddebostan’da başka bir psikiyatra gittik. Bana bir antidepresan yazdı. Ama ben eczaneden bir hormon ilacı alıp kullanmaya başladım çünkü vücudumun erkeksi gelişmesini istemiyordum. Dışarıdan östrojen almalıyım diye izmir travestileri düşünüyordum.

Ama bu çok tehlikeli!

Evet, bunu bilinçsizce yapmam tehlikeliydi ama başka çarem kalmamış gibi hissediyordum. Bir süre sonra göğüslerim büyüdü, kalçalarım çıktı, tenim yumuşadı, vücudum bursa travestileri değişmeye başladı. Bir gün alışveriş merkezine gittik. Annem beni zorla erkek bölümüne sokmak istedi, ben de ergen isyanıyla kadın kıyafetlerini denemek istiyordum. Kabine girdim, annem “şunları da dene” diye kıyafet uzatırken memelerimi görüp şok geçirdi.

Ne yaptı?

Psikiyatrı arayıp “Durum vahim, çocuğun memeleri var!” demiş. O da “O zaman sizi Çapa Devlet Hastanesi’nde Şahika Yüksel’e gönderelim” demiş.

Bu haber sitemizde travesti , ankara travestileri , istanbul travestileri , bursa travestileri , izmir travestileri , travestiler , travesti siteleri kategorilerinde yayınlanmıştır.

Ankaradan Kaçan Travesti Zeynep İzmirde

Evet bir önceki yazımızda zeynep nasıl travesti oldu ve neden ankaradan kaçtığını siz değerli okurlarımıza anlatmaya çalışmıştık.Evet hikayemizin devamı izmirde geçiyor ankaradan izmire kaçan zeynep daha önce internet üzerinden arkadaş edindiği izmir travestileri ortamının eski lubunyası hazalın yanına yerleşir.Birkaç gün çalışmayan zeynep ortama bakar izmiri biraz gezer dolaşır hava sıcak olduğundan denize gider bi güzel güneşlenerek esmer olan teni iyicene bronzlaşınca dahada güzelleşmişti zeynep.İzmirde işe başlama günü gelmişti zeynep’in aklında tek bişey vardı göğüs yaptırmayı çok istiyordu ve bu konudaki uzman izmirdeydi.Neredeyse bütün travestiler bu kişiye göğüs ameliyatı yaptırıyorlardı.Ama zeynep parası yetmediği için yaptıramıyordu eksiği çoktu ve azimle çalışıp kazanıp ameleyatı yaptırmakta ısrarlıydı.İzmir travesti çark kızları yeni gelenleri pek sevmezlerdi ama arada hazal olunca zeynepe laf edemediler.Evet zeynep işe çıkmıştı ankaradaki gibi ilk zamanlar yeni yüz olduğu için işi gayet güzel gidiyordu ve 4 günde göğüs ameliyatı parası çıkarmıştı.Ameleyat olmaya karar veren zeynep hazal ile beraber hastahaneye gidip doktordan randevu aldılar.Randevu gününe kadar çalışmaya devam eden zeynep göğüs hayali ile günlerini geçirdi ve randevu günü geldi çattı.Çok heyecanlı görünen

travesti zeynep içini birazda korku sarmıştı.Hayatında ilk defa ameliyat olacak olması onu biraz ürpertti ama karşısında uzman doktor vardı ve zeynep’in durumunu fark etti.Hemen sakinleştrici iyne vurarak zeynep’i derin bir uykuya götürdü.Aradan 6 saat geçti zeynep gözlerini açtı göğüsünde büyük bi ağrı vardı ama onun hayalinin acısıydı o evet zeynep artık göğüsleri vardı.O anı gördüten sonra zeynep’in sevinci sevinci o ağrıyı adeta yok etmişti çünkü en büyük hayallerinden biriydi bu çok sevinçliydi zeynep çünkü ğöğüsleri vardı.

evet dostlar izmir maceramız bir sonraki yazımızda devam edecektir bizi okumaya devam ediniz

İstanbul Travestileri Boş Zamanlarında Neler Yapar

Evet dostlar bugunkü yazımızda biraz araştırma yaptık bu araştırma sonrası aldığımız bilgileri sizlerle paylaşmak istiyoruz. Evet istanbul travestileri avrupa yakasında baslayalım : avrupa yakasında şişli ve taksim bölgesinde travestiler genelde çoğunluktur. Burada gezen arkadaslarımız bağzı travesti arkadaşlarla sohbet edip boş zamanlarında neler yaptıklarını sordu işte bu sohbetlerimızden kesimler.

muhabir : çalısmadıgınız zamanlarda neler yaparsınız.

travesti : genelde biz travestiler bos zamanlarda cogumuz evden dısarı cıkmayız, toplumun bize olan tepkılerını biliyoruz bu yuzden coğumuz sokağa cıkmaktan korkuyoruz.

muhabir : neden korkuyorsunuz bunun nedeni nedir veya nelerdir acıklamanızda bır sakıncanız yoksa.

travesti : açıklamada sorun yok toplum halk herkezin bildiği gibi travestiler hun harca katlediliyor, bunlar bizleri korkutuyor ve sokakta caddede rahat rahat gezemıyoruz.

muhabir : peki gezenleriniz var gezdiklerinizde neler yapıyorsunuz bunları söleyebilirmsiniz.

travesti : tabiki gezmek dolasmak bizlerinde hakkıdır. Şayet kendi adıma konusayım, ben gezerken en cok yaptıgım şeyler, öncelikle alış veriş merkezinde dolaşmak olur sonra tabiki bizlerinde sevgilisi oluyor bende sevgilimle sinemaya giderim bir yerde oturur yemek yeriz sonra kapalı havuzlara giderim tabiki yazları tatile gidip plaja cıkarım.

muhabir : sohbetiniz için teşekkür ederim herşey gönlünüzce olsun iyi günler.

travesti : bende tesekkür ederim kolay gelsin iyi günler.

Evet arkadaslar birdahaki yazımızda anadolu yakasından sohbetimiz devam edecektir bizi takıp etmeye devam edin.

travestiler hakkında

Değerli okurlar bu yazımda sizlere türkiyedeki bütün travestiler hakkındaki hazırladığım düşüncelerimi ve görüşlerimi sunacağım teşekkürler..
Evet arkadaşlar size veya bir başkasına travestilerin hangi şehirde daha çok olduğunu soracak olursak vereceğiniz başlıca cevaplar ankara,
istanbul ve izmir doğrusuda bu zaten şehir nufusuna göre travesti sayısıda o şehirde artar örneğin şuanda en çok travesti istanbul’da ardından
ankara ve izmir gelir diğer şehirlerde travesti yokmu var, ancak bu şehirlerde travestiler daha çok. Benim ve diğer arkadaşların en çok üzüldüğü
olaylardan biriside travesti cinayetleri. Travesti cinayetleri gün geçdikce artmakda her geçen gün homofobiler çoğalmakda ancak bunun karşısında duran
çok nadir avukatlar, dernek üyeleri var.. Mesela çok değil bundan bi kaç ay önce İstanbul Beylikdüzünde saat gece 3:00 sularında bir travesti kurşunlanarak
öldürüldü.. Ankarada güzelliği dillere destan olmuş olan cindy çağla lakablı travesti ise bundan 2-3 sene önce webtasarımcısının bıçaklı saldırısına
uğruyarak yaşama veda etmişdi… ve yakın zamanımızda ise yaşanan bir olay izmir kuşadasında ikamet eden dora isimli travesti arkadaşımızda homofobiye
kurban gitti.. Bunlar sadece benim sayabildiklerim ve birde sayamadıklarım var tabiki onlarıda araşdırarak bulabilirsiniz. Yani artık birileri bu homofobiye
dur demeli kelle koltukda gezen bu insanlara nasıl olsa travesti deyip 3. sınıf insan gözüyle bakılmamalı sizlerin kalbi nasıl atıyorsa kan dolaşımınız nasılsa
travestilerde öyle onlarda birer insan değilmi ? Evet arkadaşlar makalemde ilk olarak yer vermek istediğim konu bu şekilde idi şimdi bir diğer konumunuza dönelim
Travestimi dedin?
TRAVESTİ Mİ? DEDİN
”Ne dedin sen kime dedin banamı dedin,sanırsam bana dedin.Diye başlıyor ilk alınganlıklar ve arkasından geliyor arka arkaya bak travesti.Oysa ki bilmiyosun bende
bir yürek taşıyorum.Neyse alınmıyorum üzülme arkadaş”.sözleriyle başlar hayatlar.Bir travesti en çok hangi şehirde hangi bölgede bu kadar çok maruz kalır bu sözlere.
Tabiki de ilk aklımıza galen istanbul travestileri ,ne kadar çok karşımıza çıkıyor. istanbul travesti denilince hemen hemen her yerde karşılıyoruz ve onları
görünce söylediğimiz sözlerin başında aa bak travesti.Neyseki istanbul travestiler daha sıcak kanlı bakıyor bu olaya artık metropol bir şehirde
yaşamanın verdiği bir alışkanlık olsa. Peki ya ankara travestiler deyince aklımızda ilk ankara travestileri nasıl tepki verir diye kaç soru geliyor.Ben acele
edip söyleyim ankara travesti denildiği gibi öyle hırçın değil gayet sıcak kanlı bi şekilde karşılıyolar.sonuçta hepimiz insanız neden böyle bir tepkiyle karşı
karşıya geliyoruz onuda bir türlü anlamıyorum.Belkide insanlar ilk defa bir travesti gördükleri için bu kadar tepki veriyolar sanırsam heyecanlanıyolar.
Ya o izmir travestileri yokmu ah o izmir travestiler dedirtiyor bizlere.izmir travesti egenin güzelleri yolda yürürken bir kadın edasında yürüyorlar ne mutlu o
nlara.Gerçi İzmir halkı alışmış gayet normal karşılıyorlar,tabi arkadaşlarımızıda bunun tadını çıkarıyolar her yerde karşımıza çıkıyolar laf atılmış veya
atılmamış onların umrunda bile değil.Şimdi kıskanmamak elde değil hadi bakalım travesti arkadaşlarımız İzmir’in kıymetini bilin. Şimdi şehir şehir travestiler
saymaya başladık ama bu arada dikkat ettimde Türkiye’nin her yerinde nerdeyse hemen hemen travesti arkadaşımız yaşıyor.Bak şimdi aklıma mesela; Diyarbakır
travestileri geldi.Hakikaten ya Diyarbakarı travestiler derken bile insan şaşırıyor onlar yolda yürüyebiliyormu ki bide laf işitsinler. diyarbakır travesti
denince bi kaç tane tanıdğım arkadaş var onlarla bi kaç görüşmem olmuştu sadece geceleri araba ile çıktıklarını sölemişlerdi bana.Gerçekten üzücü ama sonuçta
bir nevi ekmek parası,yoksa Diyarbakır’da bi travestinin yaşaması çok gereksiz büyük şehirler varken.Sonuçta hala Diyarbakır insanı daha normal açık bayana
alışmamışken bir travestiye nasıl alışssın.Ee halk gözü ile baktığımız zamanda sanırsam daha mantıklı düşünebiliyoruz.Eee devam edelim şehir şehir bakıyorum başka
hangi şaehir var.Aa Bursa’yı nasıl unurutum ben ya.Çok pardon ( gülüyorum burda çaktırmayın).Bursa travestileri sizleri seviyorum,seviyorum sizleri yuppi.
Bursa travestiler mi demeyin işte güzel arkadaşlarımız,Hepsi birbirinden uçuk kaçık sahi sizler nasıl yürüyosunuz yolda ya,biz bursa çocuğuyuz her yerde
yürürüz havasıylamı takılıyorsunuz anlamadım gitti.Önemli olan insan gibi kabul görüp yürümek.Neyse bırakalım Bursada ki travesti arkadaşlarımızda başka
başka şehirlere geçelim mesela hangi şehirle devam etsem diye düşünüyorum.Aaa buldum tamam..
Şöyle biraz daha uzağa gidelim günaydoğu anadolu tarafına.Ve tabikide Adana travestileri; ee adana travestiler deyince neler aklımıza geliyor düşünüyorum
düşünüyorum adana travesti! Ahh buldum iyiler hoşlar güzeller..bu kadar kısa süreceğini bilmiyordum.
Şimdi sırada hangi il var şöyle bi bakalım ankara travestileri olabilirmi.Ohh turistin bol olduğu antalya travestiler olarak tursite hizmet son gaz devam.
Antalya travesti yoğunluğun olduğu bir şehir ne varki şehir de travestilere oldukca saygı yok..Ama yaz sezonu için böyle diyemeyiz tabikide.Ben bi kaç kere
gittim Antalya ya her gittiğimdede muhakkak bi travesti gördüm hiç belli etmiyolar desem yeridir.Antalya travestileri genellikle yolda geceleri çalışıyolar.
İnternet üzerinden çalışan pek çok travesti yok.Bu yaz gelsin tekrar bi Antalya yapmayı düşünüyorum.Neyse Antalya yı ve istanbul travestileri ni kendileri
ile başbaşa bırakıyorum bol şans diliyorum.Ve başka bir şehire geçiyorum..
Hımm birazda Karadenize gidelim mi o güzel karadaenizin güzel şehri istanbul travestileri hakkında bilgi edinelimmi.Samsun travestileri bana göre o
kadar güzel o kadar alımlı ki inanmıyorum bir tanesini yakından gördüm olay.Kendi kendime bu ne ya dedim,hey maşallah.Düşünüyorumda Samsun ne alaka,ama
makalemizin başındada söylediğim gibi artık travestiler ve travesti sevenler her yerde var.Bunun samsunu diyarbakırı vanı kalmadı.AA aklıma geldi hakkaridede
travesti varmı.Makalemi okuyan biri olursa bana mail atsın olup olmadığını bilen biri.Ay geçelim samsun travesti güzellerinee..Siz niye bu kadar güzelsiniz
söyleyin bakalımi,muhakkak bu güzelliğin bir sırrı olmalı değilmi.Bakın o güzelliği boşa harcamayın samsunluları o kadar üzmeyin güzelliğinizlee.Sizlere
hayranım bunu bilmenizi isterim..Sizede elveda dedikten sonra başka bişehre geçelim artık.
Piştt izmir travestileri hey ordamısınız,hemşehrilerim nasılsınız.Biliyomusunuz bende izmitliyim avrupa kenti Kocaeli.EE şehir avrupa kenti olunca
Kocaeli travestileri de ister istemez avrupai oluyolar.Kocaeli travesti eşittir Avrupai travesti..Ahh o şehirde travesti olmak herallde heralldeee
7dedirtityor adama..Ama son zamanlarda kocaeli travestileri arkadaşları maalesef zor günler geçiriyor,Artık emniyet ve ahlak iyice sıkıştırıyor
arkadaşlarımız nerdeyse artık hiç çalışamayacak durumdalar.İyide ahlak neden bir travesti evini basıyor,sonuçta zine artık suç değil heleki travesti
kanunu diye birşey yok.Bence bu tamamen mahalle baskısı dedikleri şey.Sanırsam izmitte travesti istemiyolar.Oysaki ne kadarda avrupai ne kadarda olgun
benim memleketimin insanları,neden böyle yapıyolar anlamıyorum.
Ve son olarak jale hanımın makalesinde derlediğim bir kısmı sizinle paylaşmak istiyorum
Saçı yüzünü örtüyordu. Makyajı birbirine karışmış, devrilmiş gibi uzanırken gittikçe artan bir öksürük nöbetiyle uyandı. Zar zor doğruldu, arkasında
ki yastığı kaldırdı, sırtını yasladı. Yanında ki konsolda, dün geceden bir şarap şişesi, yarısı dolu bir kadeh, müşteriden elli lira ve tıka basa
izmarit yığını küllüğün yanında duran sigarasına uzandı. Paket boştu, elinde buruşturup bir kenara fırlattı ve küllükten daha az içilmiş bir izmarit
bulup yaktı. Oksijen maskesine yapışır gibi çekti içine dumanı. Sigaradan iki nefes alabildi ancak, yeni bir öksürük nöbeti ve izmariti küllüğe bastı,
yataktan kalktı, banyoya yönlendi. Bir ara kaydı ve sendeledi, ayağına yapışan kullanılmış prezervatifi küfrede ede bir kenara fırlattı. “Hep beni koruyan
şeylere nankörlük ediyorum” diye hayıflanarak banyoya girdi, rutin bir şeymiş gibi klozete eğilip ağız dolusu kustu. Taharet musluğundan akan suyla ağzını
çalkaladı, kalktı. Aynada gördüğünden pek hoşnut değil gibiydi, iğrenç bir şey görmüşçesine buruşturduğu yüzünü yıkadı. Tıraş oldu.

Pis bir kupayı öylesine çalkalayıp iki koca kaşık kahve ve bir avuç şekerle doldurdu. Başını ovuştura ovuştura, buzdolabından 3 tane aspirin aldı,
kuru kuru yuttu. Perdeyi araladı, bir umut, yoktu, güneş çoktan batmıştı. Sert kahvesi kasveti üzerinden atmasına yardım ediyordu. Açar açmaz çalan telefona
memnuniyetsiz cevaplar veriyor, gazete köşelerine adresler, isimler karalıyor, bazen de telefonu küfrede ede kapatıyordu. Yavaş yavaş bilincine kavuştu.
Midesi kazınıyordu, ekmeğin arasına biraz peynir koydu, televizyon seyrederken akşam kahvaltısını yaptı. Bir saat sonrada günlük işlerine koyuldu.

Saat on gibi hazırlanmaya başladı. 3. sınıf malzemelerle aşırı gösterişli makyajını yaparken ekşimiş şarabını yudumluyordu, çoktan içmeye başlamıştı bile.
Peruğunu özenle taktı, düzeltti ve memnuniyetsizce baktı aynaya. Kendisini beğenmeyi çok önceleri bırakmış sadece mide bulantısına çareler arayan pisikotik
bir yaratığa dönüştüğünü hissediyordu. Çantasını açtı içersine bir maket bıçağı, ıslak mendil, prezervatif, aspirin, kıpkırmızı bir ruj, cep telefonlarını
ve nedense bir de ayna koydu. Çekmeceyi açtı ve eski bir fotoğrafta ki kadına hüzünlü bir bakış fırlattı. Fotoğrafı öptü ve konsolun üzerinde ki şarap
kadehine yasladı. Yatağı kaldırdı, zulasından içi hapla dolu poşeti çıkarttı. Küçük küçük haplardan birini yuttu, kanına karışmasına vakti yoktu,
“belki de en kötüsü bu” diye düşündü. Kapının önünde durdu, her zaman ki duasını okudu ve evden çıktı.

Zifirle kaplı akşamda, ıssız ama en kestirme sokaklardan, takip ediliyormuşçasına etrafını gözetleye gözetleye, hızlı hızlı adımlarla yürürken,
olabilecekleri düşünmemeye çabalıyordu. Her gün ki gibi… Ana caddeye çıktığında rahat bir nefes aldı. Burası onun mekânı, kaçış yolları ya da
öldürülemeyecek kadar kalabalık ve şefkatli taştan bir bahçeydi. Yalnız çalışıyordu. Yanında duran arabalara erotik olması gereken hareketlerle yanaşıyor
ve pazarlık yapıyor, biniyor, biraz sonra aynı noktaya bırakılıyordu. Bazı lüx arabalardan atılan küfürlerden sıyrılmak için manevralar yaparken göz ucuyla
da mavi gömlekli, kahverengi coplu dostlarının gelip gelmediğine bakıyordu. Gri, doğan marka bir otomobilde ki iki adamla anlaştı arabaya bindi. Araba sote
bir yol kenarı kuytusuna yanaştı. Adamlardan daha zayıf olanı heyecanlı hareketlerle arka koltuğa, Jale’nin yanına oturdu. Birkaç öpücük darbesi aldıktan
sonra Jale et sakızına doğru eğildi. Az sonra ağzı dolu bir halde aceleyle arabadan çıktı. Tükürdü, pet şişede ki suyuyla ağzını çalkaladı. Araba ağır ağır
haraket etmeye koyulduğunda Jale emeğinin karşılığını almamıştı daha. Adamlar para vermeden hareket ediyorlardı, kapıya tutundu parasını istedi, bağırdı,
küfretti. Araba aniden hızlandı, Jale yere yuvarlandı. Can acısıyla yerden bulduğu küçük bir kaya parçasını arkalarından fırlattı. Maalesef hayatında ilk
defa hedefine ulaşmıştı yaptığı şey, adamlar durdular ve arabadan indiler, Jale arkasını döndü ve korkuyla kaçmaya başladı. Kaçarken sırtına aldığı yumruk
darbesiyle yere kapaklandı. Tekmelerden savunurken kendini bir yandan da çantasında ki sarı maket bıçağına uzandı. Sarı en sevdiği renkti. Sağa sola
rasgele savururken, adamlardan birinin koluna vurdu, durdular. Bu sayede tekrar kurtulmayı başardığını umarak koşarken kafasında koca bir taş patladı.
Elini kafasına götürdü, bir sıcaklık ve ıslaklık hissetti karanlıkta. Gözleri karardı, midesi ters düz oldu ve sendeleyerek yere düştü. Müşteriler
öldüğünü sandıkları şeyden hızla uzaklaştılar. Yüzü gözü kan bulanmış, çalılığın bir köşesinde sabaha karşı kendine geldi. Sürüne sürüne doğruldu,
caddeye vardığında bir taksi çevirdi. Taksiciye : “İki katı ücret öderim beni evime bırak” diyerek arka koltuğa uzandı.

Evinin kapısını açıp içeri girdi, yere yığıldı, ağzından kan geliyordu ama banyoya gidecek halde değildi ki, güç bela yatak odasına girdi, annesinin
resmini koynuna alıp yatağa uzandı. İç kanaması sayesinde hiç uyanamayacağı, derin bir uykuya daldı. Ağzından akan kan yastığa bulaşıyor, odada ki
kalorifer borusunda asılı ipin gölgesinde bir şey ölü gibi, ağır ağır sallanıyordu…